• https://www.facebook.com/pages/Yalova-Barosu/437497959725728?fref=ts
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Saat
Takvim
Menü

Üyelik Girişi
Arşiv Haber-Duyuru-Toplantı
Dünya İnsan Hakları Günü
 
            Birinci ve ikinci dünya savaşları esnasında,  dünya halkları büyük katliamlara ve yıkımlarla karşı karşıya kaldı. Birleşmiş Milletlerin kuruluşundan 3 yıl sonra 10 Aralık 1948 tarihinde, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edildi. Bu nedenle 10 Aralık tarihi tüm dünya üzerinde İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.
             Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere Birleşmiş Milletler üye ülkelerinin büyük bölümü İnsan Hakları Beyannamesine imza atmış olsalar da, Dünya genelinde yaşanan gerçekler, insan hakları konusunda hala yeterli ve samimi çaba gösterildiği konusunda şüphe oluşturmaktadır.
             Evrensel beyanname 30 maddeden oluşmakta olup, bildirgede yer alan ilkeler, yaşam hakkı, etnik ve dinsel ayrımcılık yapılmaması, köleliğin yasaklanması, insanın hukuki kişiliğinin tanınması, kanun önünde eşitlik gibi, her biri insanın doğuştan sahip olduğu ve olmazsa olmaz olarak tanımlanacak haklarıdır. Ne var ki Dünya devletlerinin, yakın zamanda Bosna’ da, halen Filistin’de olduğu gibi yaşam hakkı ihlallerine sessiz kalması, halen birçok gelişmiş ülkenin kölelik kavramının yerine geçen ekonomik sömürgecilik kavramından vaz geçememesi, bir yandan yaşam hakkının kutsallığından ve savaşların vahşetinden bahsederken küresel silah şirketlerinin, dünya üzerinde akan kandan beslenmeye devam etmeleri, Etnik ırkçılığın ve dinsel ayrımcılığın halen insanlar arasından kavga ve savaşlara sebep olması, üstelik birçok gelişmiş ülkenin etnik ve özellikle dinsel ayrımcılığı körükleyerek, bundan ekonomik menfaat elde çabasında olmaları, Dünya devletlerinin Birleşmiş Milletler düzeyinde dahi halen insan hakları konusunda sınıfı geçemediğini göstermektedir.
             Ülkemizde de geçmişten bu güne bakıldığında insan hakları karnemizin pek geçer olduğu düşünülemez. Geçmişimizde darbelerle kesilen demokratik süreçler, basın sansürleri, işkenceler sebebiyle insan hakları konusunda sorunlu ülkeler içerinde yer almaktayken, demokratik sistem içerisinde yapılan düzenlemelerle, bu konuda iyi niyetli yol aldığımız söylenebilir, ancak hala insan hakları karnemizin istenilen seviyeye geldiğini söyleyemeyiz.
Çok yakın geçmişte, 15  Temmuz 2016 tarihinde  yaşadığımız Darbe  girişimi, bu sürece  gelene kadar,  eşitlik, liyakat, adalet kavramlarında yaşanan insan hakkı ihlallerinin sonucu değil miydi. Her ne amaçla olsun evrensel ilke ve değerlerden vazgeçmek , sonuca giderken her türlü aracı mubah gören bir anlayışı benimsemenin neticesinde daha vahim zararlarla karşı karşıya kaldık . Gelinen aşamada, bu kez ülke dengelerini yerine koymak için alınan ve 1,5 yıldır uzatılan OHAL ilanıyla ve OHAL kapsamıyla ilgili ilgisiz çıkarılan KHK’ lar sebebi ile bir hukuk karmaşasının içerisine girmiş durumundayız. Çıkarılan KHK’larla yargısal denetim dışında bırakılan kamudan ihraçlar sebebi ile binlerce insan mağdur durumda, yıllardan beri yargının ayarlarıyla sürekli oynanması sebebi ile yargıya olan güven de maalesef oldukça düşmüş durumda.  Oysa çözüm hiçbir zaman yapılan hataları, bu kez farklı hatalar yaparak kapatmak değildir. Çözüm, tersine insanların hak aramada önlerini açabilmek, yaşamın her alanında insanın kendini güvende hissetmesini sağlamaktan geçmektedir. Adı ister PKK olsun, ister Fetö olsun tüm terör örgütlerinin beslendiği ana fikir korkudur. İnsanın yaşam korkusu, gelecek korkusu, ekonomik kayıplara uğrama korkusu, adil ve eşit muamele görmeyeceği korkusu terörün ana beslenme damarlarıdır. Çözüm ise işte bu beslenme damarlarını kesmekten geçer. Öyleyse her koşulda çözüm, insanın sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerinin güvende olduğunu bilmesi, bu konuda devletine güvenmesi, hak ihlalinin yaşanma ihtimaline karşı da güçlü ve bağımsız yargının varlığına inanması gerekir.
                Devlet örgütlenmiş insan topluluğudur. Kuruluş amacı, bireyin güven içerisinde yaşaması, ekonomik ve sosyal gelişimini, bireylerin karşılıklı olarak birbirlerinin haklarını ihlal etmelerini önleyecek, hukuksal sınırlamalar getirilmek suretiyle, devam ettirmesinin sağlanmasıdır. Yani devlet insan için vardır ve asıl olan insandır. Bu gerçeğin, her ne amaç ve düşünce uğruna olursa olsun unutulmaması dileğiyle insan hakları günü kutlu olsun.
 
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      100 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Gazeteler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam117
Toplam Ziyaret460708
Google Arama